face something - Turco Inglés Diccionario

face something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "face something" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
have the face to do something v. yüzü tutmak
tell something to one's face v. yüzüne söylemek
Phrasals
dab something onto one's face v. yüzüne (krem vb) sürmek
dab something on one's face v. yüzüne (krem vb) sürmek
face someone or something forward v. birini/bir şeyi düz (ters, yan) çevirmek
face into (something) v. birini/bir şeyi (bir şeye) bakacak şekilde döndürmek
face up (to someone or something) v. (birinin/bir şeyin) karşısına çıkmak
face into (something) v. yüzünü (bir şeye) doğru çevirmek
face someone or something forward v. birini/bir şeyi öne (arkaya, sağa, sola) çevirmek
face into (something) v. (bir şeye) doğru dönmek
face into (something) v. önünü (bir şeye) dönmek/vermek
face into (something) v. yüzünü (bir şeye) dönmek/vermek
face into (something) v. birinin/bir şeyin yüzünü (bir şeye) doğru çevirmek
face (someone or something) into something v. (birinin/bir şeyin) yüzünü bir şeye doğru çevirmek
face (someone or something) into something v. (birini/bir şeyi) bir şeye bakacak şekilde döndürmek
face someone or something forward v. birinin/bir şeyin ön yüzünü (arka yüzünü, yan yüzünü) çevirmek
face up (to someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek
face up (to someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yüzleşmek
face someone or something forward v. birinin/bir şeyin düzünü (tersini, yanını) çevirmek
face something with something v. bir şeyin yüzeyine/yüzüne bir şey uygulamak
face with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) karşı karşıya kalmak
face away (from someone or something) v. (birinden/bir şeyden) başka tarafa bakmak
face with (something) v. (bir şeyle) karşı karşıya kalmak
face with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yüz yüze gelmek
face someone with something v. birini bir şeyle karşı karşıya getirmek
face with (something) v. (bir şeyle) karşı karşıya getirmek
face someone with something v. birini bir şeyle yüzleştirmek
face away (from someone or something) v. (birinden/bir şeyden) başını/yüzünü çevirmek
face with (something) v. yüzeyine/yüzüne (bir şey) uygulamak
face with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) karşı karşıya bulunmak
face with (something) v. (bir şeyle) yüzleşmek
face with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) yüzleşmek
face away (from someone or something) v. (birine/bir şeye) arkasını dönmek
face something with something v. bir şeyin yüzeyini/yüzünü bir şeyle kaplamak
face something with something v. bir şeyin yüzeyine bir şey döşemek
face with (something) v. yüzeyini/yüzünü (bir şeyle) kaplamak
face with (something) v. (bir şeyle) yüzleştirmek
take (someone or something) at face value v. (birini/bir şeyi) dışarıdan göründüğü gibi kabul etmek
take (someone or something) at face value v. (birini/bir şeyi) dış görünümüne göre/görüntüsüne bakarak/yüzeysel olarak değerlendirmek
take (someone or something) at face value v. (birini/bir şeyi) yüzeysel olarak değerlendirmek
Phrases
the true face of something expr. bir şeyin gerçek yüzü
in the face of (something) expr. (bir şeye) karşı
in the face of (something) expr. (bir şeye) rağmen
in the face of (something) expr. (bir şeye) karşın
in the face of (something) expr. (bir şey) karşısında
in the face of (something) expr. (bir şeye) meydan okuyarak
Idioms
the acceptable face of (something) n. (bir şeyin) cazip (gibi görünmeye çalışan) yanı
the acceptable face of (something) n. (bir şeyin) sempatik (gibi görünmeye çalışan) yanı
the acceptable face of (something) n. (bir şeyin) kabul edilebilir/makul (olmaya çalışan) yanı
the acceptable face of (something) n. (bir şeyin) uygun sayılabilir yanı
the acceptable face of (something) n. (bir şeyin) elle tutulur (olmaya çalışan) yanı
about-face (on someone or something) n. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirme
about-face (on someone or something) n. (birine/bir şeye) karşı olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirme
about-face (on someone or something) n. (birine/bir şeye) olan tutumunu tam tersine çevirme
about-face (on someone or something) n. (birine/bir şeye) karşı olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirme
about-face (on someone or something) n. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirme
about-face (on someone or something) n. (birine/bir şeye) olan tutumunu tam tersine çevirme
about-face on (something) n. (bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirme
about-face on (something) n. (bir şeye) olan tutumunu tam tersine çevirme
about-face on (something) n. (bir şeye) karşı olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirme
say something right to someone's face v. birinin yüzüne karşı bir şey söylemek
say something right to one's face v. yüzüne karşı söylemek
put a brave face on something v. cesaretle karşılamak
put a brave face on something v. göğüs germek
put a brave face on something v. boyun eğmemek
put a brave face on something v. mutluymuş gibi davranmak
put a brave face on something v. üzülmemiş numarası yapmak
put a brave face on something v. yıkılmamak
wipe someone or something off the face of the earth v. yerle bir etmek
throw something back in somebody's face v. elinin tersiyle itmek
throw something back in somebody's face v. (tavsiyeyi/öneriyi vb) reddetmek
throw something back in somebody's face v. (tavsiyeyi/öneriyi vb) geri çevirmek
face something down v. bir şeyi ters çevirmek
say something to someone's face v. yüzüne söylemek
face something head-on v. sorunla yüzleşmek
face something down v. bir şeyin arka yüzünü çevirmek
take something at face value v. göründüğü gibi kabul etmek
say something right to someone's face v. direkt yüzüne söylemek
face onto something v. (/denize/göle vb) bakmak
set something in a type face v. (bir yazıyı) belli bir karakter/yazı biçiminde dizmek
throw something into someone's face v. (bir şeyi) birinin yüzüne vurmak
face something head-on v. sorunla doğrudan ilgilenmek
throw something in someone's face v. (bir şeyi) birinin yüzüne vurmak
fling something up in someone's face v. bir şeyi birinin yüzüne vurmak
say something right to someone's face v. bir şeyi birinin yüzüne söylemek
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) canı çıkıncaya kadar yapıp bir sonuç alamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) pestili çıkana kadar yapıp bir sonuç alamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) bitap düşene kadar yapıp bir sonuca varamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) hali kalmayana dek yapıp bir sonuca varamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) takati kalmayana dek yapıp bir sonuç alamamak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü tutmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapma) cesaretini/yüzsüzlüğünü göstermek
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüz bulmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesareti olmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü tutmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesaret/cüret etmek
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) çekinmemek
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) çekinmemek
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesareti olmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüz bulmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü olmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapma) cesaretini/yüzsüzlüğünü göstermek
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü olmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesaret/cüret etmek
throw (something) in (one's) face v. (bir şeyi) kaba bir şekilde geri çevirmek
throw something into someone's face v. bir şeyi birinin suratına fırlatmak/atmak
throw (something) in (one's) face v. kaba bir şekilde reddetmek
throw something in someone's face v. bir şeyi birinin yüzüne vurmak
throw something in someone's face v. birinin yüzüne su çarpmak
throw something into someone's face v. birinin yüzüne su çarpmak
throw something in someone's face v. bir şeyi birinin suratına püskürtmek
throw something in someone's face v. bir şeyi birinin suratına fırlatmak/atmak
throw something into someone's face v. bir şeyi birinin yüzüne vurmak
throw something into someone's face v. bir şeyi birinin suratına püskürtmek
do about-face (on someone or something) v. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirmek
have about-face (on someone or something) v. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini yüz seksen derece değiştirmek
have about-face (on someone or something) v. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirmek
have about-face (on someone or something) v. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tam tersine çevirmek
do about-face (on someone or something) v. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tam tersine çevirmek
do about-face (on someone or something) v. (birine/bir şeye) olan tutumunu/hareketlerini tamamen değiştirmek
be staring something in the face v. bir şeyin eşiğinde olmak/eşiğine gelmek
be staring something in the face v. bir şeyle karşı karşıya olmak/gelmek
be staring (something) in the face v. (bir şeyin) eşiğinde olmak/eşiğine gelmek
be staring (something) in the face v. (bir şeyle) karşı karşıya olmak/gelmek
be staring something in the face v. yenilmenin, ölümün, mahvolmanın eşiğinde olmak
be staring something in the face v. yenilmek, ölmek, mahvolmak üzere olmak
be staring (something) in the face v. (bir şeye) çok yaklaşmak
be staring (something) in the face v. (bir şeyle) burun buruna gelmek
be staring something in the face v. bir şeye çok yaklaşmak
be staring something in the face v. bir şeyle burun buruna gelmek
be staring something in the face v. yenilmek, ölmek, mahvolmak üzere olmak
have something written all over your face v. (bir şey) yüzünden belli olmak
have something written all over your face v. (bir şey) yüzünden okunmak
have something written all over your face v. (bir şey) yüzüne yansımak
put a bold face on (something) v. (bir şeyi) daha iyimser göstermek
put a bold face on (something) v. (bir şey) o kadar da umutsuz değilmiş gibi göstermek
put a bold face on (something) v. (bir şeyi) çok da kötü değilmiş gibi göstermek
put a good face on (something) v. (bir şey) yolundaymış gibi göstermek/davranmak
put a bold face on (something) v. (bir şey) yolundaymış gibi göstermek/davranmak
put a bold face on (something) v. (bir şeyle ilgili) pembe/iyimser bir tablo çizmek
put a good face on (something) v. (bir şey) o kadar da umutsuz değilmiş gibi göstermek
put a good face on (something) v. (bir şeyi) daha iyimser göstermek
put a good face on (something) v. (bir şeyle ilgili) pembe/iyimser bir tablo çizmek
put a good face on (something) v. (bir şeyi) çok da kötü değilmiş gibi göstermek
come face to face with something v. (kötü bir durumla) karşılaşmak
come face to face with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) karşı karşıya kalmak/gelmek
come face to face with something v. (kötü bir durumla) karı karşıya gelmek
come face to face with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) burun buruna gelmek
come face to face with something v. (kötü bir durumla) yüzleşmek